Siyaset📌 Gündem

İsrail'den Filistinli Mahkumlara İdam yasası

İsrail'den yine şaşırtmayan katliamcı bir yaklaşım daha kimseye hesap vermeyen bu soysuz devlet daha başka ne yapabilir?

👤
İbrahim ÖZKAN
11 Nisan 2026 06:32 13 görüntülenme
İsrail'den Filistinli Mahkumlara İdam yasası

İsrail’de İdam Yasası: Hukuki Süreçlerin Arka Planı ve Mahkumlara Yönelik Tutum

Editör: İbrahim ÖZKAN

Dünyanın apaçık çivisi çıkmışken İsrail'in Filistinli mahkumlara yaptığı idam tasarısı kabul edilmemeliydi zaten aleni aleni her yeri işgal eden bombalayan terör devleti hiç boş durmuyor. Bütün kötülüklerine rağmen cezalandırılmayan İsrail'in yönetimi ve halkı kendi ülkesini Filistin'i savunan masum halkı öldürebildiğini, ödürmüş ve katledebildiğini ise katletmiş yakaladıklarını ise işkence ve zorla tutuklanmış her girdiği yeri zorla zapt etmiş iken ve şimdi mahkumları işkenceden sonra idam etmek istiyor. Dünya da bu kadar olayları sessizce çekirdek çitleyerek izleyenleri varken biz habercilerin bazen ne yazacağını şaşırmaları çok normaldir.

​İsrail parlamentosu (Knesset) gündemine taşınan ve Filistinli mahkumlar için idam cezasını öngören yasa tasarısı, bölgedeki yargı sisteminin ve mahkumlara yönelik muamelenin geldiği son noktayı gözler önüne seriyor. Bu hamle, sadece infaz yönteminin değişmesi değil; gözaltı, sorgu ve yargılama süreçlerindeki mevcut uygulamaların bir üst aşamaya taşınması olarak analiz ediliyor.

​Sistematik Aşağılama ve Bakanların Söylemleri

​İsrail kabinesindeki aşırı sağcı bakanların, özellikle Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in mahkumlar hakkındaki açıklamaları, devletin resmi tutumunu yansıtıyor. Filistinli mahkumların temel insani ihtiyaçlarının (sıcak su, yemek kalitesi, havalandırma süreleri) kısıtlanması yönündeki talimatlar, mahkumların "insanlık onurundan yoksun bırakılması" stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bakanlık düzeyinde yapılan açıklamalarda, mahkumların yaşam hakkının hiçe sayılması ve onlara yönelik aşağılayıcı ifadelerin kullanılması, uluslararası gözlemciler tarafından "insan dışılaştırma" (dehumanization) politikası olarak raporlanıyor.

​Hukuksuz Yargılama ve "İdari Gözaltı" Çıkmazı

​İsrail’in mevcut yargı sisteminde, "idari gözaltı" adı verilen uygulama ile binlerce Filistinli, herhangi bir suçlama yöneltilmeden ve avukat erişimi kısıtlanarak aylarca, hatta yıllarca cezaevinde tutulabiliyor. İdam yasası tasarısı, bu denli kapalı ve denetimsiz işleyen bir yargı mekanizmasının içine dahil edilmeye çalışılıyor. Mahkemelerde gizli kanıtlara dayanan yargılamalar ve sanık haklarının ihlal edildiği askeri mahkeme süreçleri, idam cezasının geri dönülemez sonuçlarını daha da riskli hale getiriyor. Mahkumlara yönelik darp, psikolojik baskı ve tecrit uygulamaları, savunma hakkının sistematik olarak engellenmesiyle birleşiyor.

​Uluslararası Tepkiler ve Cenevre Sözleşmesi

​İsrail'in mahkumlara yönelik bu tutumu ve idam tasarısı, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası insancıl hukuk normlarıyla doğrudan çelişiyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail’in işgal altındaki topraklarda yaşayan sivilleri ve mahkumları "haklardan yoksun birer nesne" gibi görmesinin, küresel hukuk düzenine ağır bir darbe vurduğunu vurguluyor. Mahkumların aileleriyle görüşmelerinin engellenmesi ve cezaevlerindeki yaşam koşullarının kasten kötüleştirilmesi, sistematik bir psikolojik savaş yöntemi olarak icra ediliyor.

​İdam tasarısı ve beraberindeki bu sert politikalar, bölgedeki krizin sadece askeri değil, aynı zamanda derin bir insan hakları ve hukuk krizi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Küresel İnfial: İsrail’in İdam Yasasına Dünyadan Yükselen "Hukuk" Çığlığı

İsrail’in Filistinli mahkumlar için planladığı idam yasası, sadece Ortadoğu’nun sınırları içinde kalmadı; dijital mecralardan dünya başkentlerine kadar uzanan devasa bir protesto dalgasına dönüştü. Sosyal medya platformlarında milyonlarca etkileşim alan "insanlık onuru" vurgusu, İsrail hükümetinin uyguladığı sistematik aşağılama ve haksız yargılama politikalarını küresel bir kamuoyu davasına dönüştürmüş durumda.

Dijital Direniş ve Sosyal Medya Yankısı

X, Instagram ve TikTok gibi platformlarda başlatılan kampanyalar, İsrail cezaevlerindeki insandışı koşulları ve mahkumlara yönelik "hakir görme" operasyonlarını saniye saniye dünyaya duyuruyor. Özellikle bağımsız gazetecilerin ve aktivistlerin paylaştığı veriler, ana akım medyanın sessiz kaldığı noktaları aydınlatıyor. Milyonlarca kullanıcı, İsrailli bakanların ırkçı söylemlerini ve mahkumları "insan altı bir varlık" olarak niteleyen açıklamalarını dillerine çevirerek küresel bir farkındalık oluşturdu. Sosyal medya, bu haksızlığa karşı sınırları aşan bir vicdan mahkemesine dönüşmüş durumda.

Londra’dan New York’a: Sokakların Tepkisi

İdam tasarısının gündeme gelmesiyle birlikte; Londra, Paris, Madrid ve New York gibi metropollerde on binlerce insan sokaklara döküldü. Protestolarda taşınan dövizlerde sadece ateşkes değil, "hukukun üstünlüğü" ve "insan onuruna saygı" talepleri ön plana çıkıyor. Göstericiler, İsrail’in yargı sistemindeki "idari gözaltı" gibi hukuksuz boşlukların ve savunma hakkının gasp edilmesinin, idam cezasıyla birleştiğinde toplu infazlara kapı aralayacağı konusunda dünyayı uyarıyor. Avrupa’nın göbeğinde yankılanan sloganlar, İsrail devletinin "seçilmiş halk" yanılgısıyla diğer milletleri ve mahkumları değersizleştiren tutumuna karşı bir set oluşturuyor.

Dünya Medyasında Yükselen Eleştirel Sesler

Sadece sokaklar değil, uluslararası saygın medya kuruluşları ve hukuk enstitüleri de bu karara karşı sert analizler yayınlıyor. Analizlerde, İsrail yargısının bağımsızlığını kaybettiği ve aşırı sağcı ideolojinin aparatı haline geldiği vurgulanıyor. Birçok hukukçu, "mahkumlara insandan daha aşağılık bir muamele yapılması" stratejisinin, 21. yüzyılın hukuk normlarını ortaçağ karanlığına geri döndürdüğünü belirtiyor. Uluslararası haber ajansları, İsrail cezaevlerinden sızan baskı ve darp görüntülerini "sistematik işkence" başlıklarıyla servis ederek, idam kararının ardındaki intikamcı zihniyeti deşifre ediyor.

İsrail’in, kendi ulusu dışındaki canlara değer vermeyen bu kibri, bugün dünyanın dört bir yanındaki vicdan sahibi insanlar tarafından reddediliyor. Küresel çapta yükselen bu itiraz dalgası, adaletin sadece bir devletin tekelinde olmadığını, evrensel bir insan hakkı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Editör İbrahim ÖZKAN

#Filistin #İsrail #İdamDurdurulsun #KüreselProtesto #İnsanOnuru #HukukKrizi #SosyalMedyaDirenişi #Adalet #BahaHaber #DünyaAyakta #İnsanHakları #FreePalestine #HukuksuzYargılama

Bu haberi paylaş:

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.